Devrim I

11

Devrim, muhafazakar düşüncenin ortaya çıkışında belirleyici rol oynamış en önemli kavramlardan biridir. Devrimin temsil ettiği tarihten kopuş karşısında muhafazakarlık ideolojisi, geleneğin, tarihin ve objektif düzenin önemine işaret etmiştir. Fransız Devrimi ise bu çerçevede rasyonalist bireyselciliğin zirveye çıktığı ve iktidara geldiği bir anı temsil etmektedir. Muhafazakarlık ideolojisinin temel kitabı olan Reflections’ın tam da Fransız Devrimine bir tepki olarak kaleme alınmış olması bir tesadüf değildir. Burke Reflections’da, günümüze dek muhafazakarlık ideolojisinin ana kavramları olan gelenek, soyut akla güvensizlik, mükemmel
olmayan insan gibi konuların önemini, Fransız Devrimi’ni eleştiri bağlamında vurgulamıştır. Türkiye’de bugüne kadar, genel olarak devrim, özel olarak da Fransız Devrimi liberal ya da sosyalist bakış açılarıyla ele alınmıştır. (Şunu da vurgulamak gerekir ki, devrim ve Fransız Devrimi konusunda şimdiye kadar yapılan çalışmaların büyük çoğunluğu bilimsel düzeyi düşük çalışmalar olagelmiştir.) Bu konuların bir de, devrimin doğrudan muhatabı olan muhafazakarlık ideolojisi açısından ele alınması büyük bir gereklilikti. Muhafazakar Düşünce bu açığı gidermek amacıyla, kapsamlı ve nitelikli yazıların yer aldığı bu sayısında, devrimi
ve Fransız Devrimi’ni konu alan nitelikli çalışmalarla Türkçe literatüre ciddi bir katkıda bulunmuştur.Reflections hala Türkçe’ye çevrilmediği için, biraz da bu açığı kapatmak amacıyla, dosyamızın ilk makaleleri Burke’ün ve düşüncelerinin ele alındığı yazılardan oluşmaktadır. Canatan ve Adadağ’ın makalelerinde ise güncel ve evrensel bir sorun olarak Fransız Devrimi derinlemesine ele alınmaktadır. Daha sonra ise
devrimi daha teorik ve objektif düzeyde ele alan Güngör ve Bostancı’nın makaleleri yer almaktadır. Bu arada Güngör’ün, bu sayıdaki devrimle ilgili üçüncü makalesiyle birlikte devrim kuramı konusunda Türkçe literatüre önemli bir katkı yaptığını vurgulamak yerinde olacaktır. Carlson ve Kılıç’ın makaleleri devrim ve din ilişkisini inceleyen önemli iki yazı olarak dosyadaki yerlerini almıştır. Aydın ve Gündüz’ün makalelerinde Rousseau, şimdiye kadar pek anlatılmayan yönüyle, karşı-aydınlanmacı yönüyle ele alınmıştır. Georgeon’un şimdiye kadarTürkçe’ye çevrilmemiş makalesinde özetle İttihat Terakki’nin Fransız Devrimi’nin
sloganlarını nasıl benimsediği ve dönüştürdüğü işlenmiştir. Son olarak Yalçın Akdoğan makalesinde, Ak Parti’nin Muhafazakar Demokrat kimliğine yapılan eleştirilere cevap vermiştir. Devrim konusuna devam edeceğimiz yeni sayımızda buluşmak üzere…

Muhafazakâr Düşünce

FRANSIZ DEVRİMİNİN HATALARI

FRANSIZ DEVRİMİNİN HATALARI

FRANSIZLAR, ESKİ DEVLETLERİNİ YIKMA YERİNE YAPILARINI ATALARININ KENDİLERİNE BIRAKTIKLARI TEMEL ÜZERİNE İNŞA ETMELİLERDİ Eğer memnun olduysanız, örneğimizden faydalanabilir ve ayağa kaldırılmış özgürlüğünüze benzer bir şeref atfedebilirdiniz. Ayrıcalıklarınız, devam etmeseler de unutulmuş değildirler. Sizin sahipliğiniz altında değilken, anayasanızın kullanılmaz hale geldiği ve harap olduğu doğrudur; fakat bazı kısımlarda asil ve kutsal bir kalenin duvarlarına ve temellerine sahiptiniz. O duvarları tamir edebilirdiniz; o eski temeller üzerine inşa edebilirdiniz. Anayasanız mükemmel hale getirilmeden önce askıya alınmıştı, fakat bir anayasanın unsurlarına neredeyse istenebilecek sağlamlıkta sahiptiniz. Eski meclislerinizde,1 toplumunuzun mutlu bir şekilde kendisinden oluştuğu değişik tanımlara denk düşen değişik parçalara sahiptiniz; bütün o çıkarların bileşimine ve bütün o çıkarların çatışmasına sahiptiniz; doğada ve siyasî hayatta uyumsuz güçlerin karşılıklı çatışmasından evrenin uyumunu ortaya çıkartan o harekete ve karşı harekete de sahip bulunuyordunuz.

EDMUND BURKE’ÜN “MUHAFAZAKÂR” DÜŞÜNCESİNDE “İYİ DEVRİM” “KÖTÜ DEVRİM” AYRIMI Ayşe Yılmaz Ceylan

EDMUND BURKE’ÜN “MUHAFAZAKÂR” DÜŞÜNCESİNDE “İYİ DEVRİM” “KÖTÜ DEVRİM” AYRIMI Ayşe Yılmaz Ceylan

Bu makaleyle amaçlanan muhafazakâr siyasî düşüncenin en temel kavramlarından olan “devrim” üzerinde düşünmek ve bu kavramın, muhafazakârlığın kurucu babası olan Edmund Burke tarafından nasıl algılandığını ortaya koymaktır. Öncelikle, Burke’ün genel olarak devrime bakışı çözümlenmekte, daha sonra onun somut devrimleri yani İngiliz, Amerikan, Fransız devrimlerini, doğurdukları sonuçlardan daha çok ilkeleri ve devrim kavramın döngüsel karakterine uygunlukları bakımından nasıl “iyi” ya da “kötü” olarak değerlendirdiği incelenmektedir. Anahtar Kelimeler: Edmund Burke, Muhafazakârlık, Liberalizm, Devrim, Şanlı İngiliz Devrimi, Amerikan Devrimi, Fransız Devrimi

FRANSA: DEVRİM’E TUTSAK ÜLKEFRANSA: DEVRİM’E TUTSAK ÜLKE Bilal Canatan

FRANSA: DEVRİM’E TUTSAK ÜLKEFRANSA: DEVRİM’E TUTSAK ÜLKE Bilal Canatan

Fransa’nın güncel sorunlarının çoğu Fransız Devrimi’nin getirdiği paradigmadan kaynaklanmaktadır. V. Cumhuriyet ile I. Cumhuriyet arasındaki paralellikler aşikar olmakla birlikte, esas neden Devrim’in ruhunda aranmalıdır. Antisosyal kritisizm, soyut akılcılık ve iradeci pozitivizm Fransa’yı olumsuz yönde etkilemektedir. Anahtar Terimler: Fransız İhtilâli, Fransa, Devrim, Edmund Burke, Cumhuriyet

FRANSIZ DEVRİMİNİN EVRENSELLİĞİ ÜZERİNE Özgür Adadağ

FRANSIZ DEVRİMİNİN EVRENSELLİĞİ ÜZERİNE Özgür Adadağ

Fransız devrimi ve bu devrimin taşıdığı fikirler, farklı siyasal eğilimlerin eleştirdiği ya da savunduğu, kendi yaklaşımını desteklemek için olumlayarak ya da eleştirerek ona gönderme yaptığı, bir anlamda kendini ona göre konumladığı, ama her halükarda kayıtsız kalmadığı bir bütünü oluşturur. Diğer yandan, Fransız devrimi kendisinden sonra gelen devrimleri etkilemiş, bu devrimler ya onu model alarak ya da ondan farkını ortaya koymaya çalışarak ona gönderme yapmıştır. Sadece bu özellikleri bile Fransız devriminin tarihteki önemli ve ayrıcalıklı yerini göstermeye yeter. Çalışmamızda, Fransız devriminin farklı düşünce akımları ve diğer devrimler üzerindeki etkisine yoğunlaşarak, bu devrimin evrensellik boyutunu incelemeye çalışacağız. Bu amaçla, ilk bölümde Fransız devriminden önce gerçekleşen devrimlerle etkileşimi ve farklılıkları üzerinde, ikinci kısımda ise 1789 tarihi ile başlayan devrim sürecinin 19. yüzyıl Avrupa’sında yarattığı yankılar üzerinde duracağız. Burada altını çizeceğimiz fikir, Fransız devriminin uzun vadeli etkisinin birbirine zıt iki yönü olduğudur. Son aşamada ise Fransız devriminin 20. yüzyıl devrimci hareketlerine model teşkil ettiğine, ancak bu modelin, örnek alanlar tarafından farklılaşılmaya ve aşılmaya çalışılan bir model olduğuna değinilecektir. Anahatar Kelimeler: Devrim, Fransız Devrimi, İngiliz Devrimi, Osmanlı.

DEVRİM ÜZERİNE Celalettin Güngör

DEVRİM ÜZERİNE Celalettin Güngör

Devrim, devletteki siyasî iktidar değişikliğidir. Yalnız bu değişiklik, devletin uyrukları tarafından devletin içerisinden zorla hükümetin devrilmesi şeklinde olmalıdır. Devrim, bir ülkede insanların bir kısmı kurulu iktidarın dışında meşru ve egemen başka iktidar blokları benimsediğinde başlar ve tek bir iktidar bloku kaldığında da sona erer. Siyasî şiddet yoluyla hükümetleri düşürme girişimleri, hiç de az değildir. Toplumsal düzensizlik gibi görünen bu olgular, başka bir yönden siyasî şiddetin bazen yeni ve çok daha yetkin siyasî toplumların yaratılmasına öncülük ettiği şeklinde de değerlendirilebilir. Nitekim, Amerikan, Fransız, Türk, Meksika ve Rus devrimleri, sonuçları açısından farklı şekillerde siyasî şiddetin yararına kanıt olabilir. Anahtar Kelimeler: devlet, devrim, isyan, şiddet, meşruluk, iktidar, siyasî sistem.

DEVRİMCİ TAHAYYÜLÜN ARKASINDAKİ Naci Bostancı

DEVRİMCİ TAHAYYÜLÜN ARKASINDAKİ Naci Bostancı

Devrimcilik gerçekte ne anlama geliyordu? Yeni bir dünya, yeni bir hayat, yeni toplumsal ilişkiler, sömürünün ortadan kalkması, insanın özgürleşmesi, eşitlik ve adalet. Bunların yanına aynı nitelikteki başka kavramları da eklemek mümkün. Devrimle birlikte iktidar ilişkilerinin, toplumsal yapının, elbette üretim araçları ve ilişkilerinin radikal bir şekilde dönüştürülmesi ve geniş yığınların çıkarına yeni bir yapı ve düzen kurulması tahayyül edilirdi. Böyle bir dünya devrimci eylem marifetiyle gelecekte kurulmayı beklerken elbette muhalifler, karşı devrimci rolünü üstlenen çevreler de olacaktı. Tutuculuğun ve statükonun temsilcileri, çıkarları ilga edilecek olanlar devrimcilere karşı saflarını birleştireceklerdi. Anahtar Terimler: Devrim, Devrimcilik, Fransız Devrimi, Che Guavera, Cumhuriyet.

FRANSIZ DEVRİMİNİN MİRASINA HRİSTİYAN DEMOKRAT CEVAP: MODERNİZM VE MATERYALİZMİN ELEŞTİRİSİ

FRANSIZ DEVRİMİNİN MİRASINA HRİSTİYAN DEMOKRAT CEVAP: MODERNİZM VE MATERYALİZMİN ELEŞTİRİSİ

1992 Cumhuriyetçi Parti Ulusal Konvansiyonunda Pat Buchman, Amerika’da bir din savaşı olduğunu vurgulamış ve bunun bir zamanlar soğuk savaşta olduğu kadar kritik bir durum arzeden bir kültür savaşı olduğundan dem vurmuştur.1 Kültür Savaşı teriminin gündeme getirilmesi daha eskiye -bir yüzyıl öncesine- gitmektedir. 1870’lerde Kulturkamph (kültür savaşı) adını taşıyan bir kampanya ile Yeni Alman İmparatorluğu dinî özgürlük ve aile özerkliği üzerine geniş çaplı bir saldırı başlatmıştır. Bu kampanyanın birincil konusu eğitim ve kültürel kurumlar üzerindeki Roma Katolik Kilisesinin etkisidir.Bu kültürel savaşın en önemli sonucu -belki de henüz şekillenmemiş olan- Hristiyan Demokrat olarak adlandırılan siyasî akımı Almanya ve Avrupa’nın diğer yerlerinde cesaretlendirmek olmuştur. Bu akımın amaçlarından biri Hristiyan prensiplerini kendince bir zafer ama Hristiyan Demokratlarca trajedi örneği veren modern yönetimlere uygulamaktır.

FRANSIZ DEVRİMİ VE DİN Ahmet Faruk Kılıç

FRANSIZ DEVRİMİ VE DİN Ahmet Faruk Kılıç

sanat ve toplumsal hayatın birçok alanında çok etkilidir. Feodal beyler ve krallar kilise ile iyi geçinmek zorundadır. Aksi takdirde iktidarları tehlikededir. Zamanla güçlenen monarşiler bu durumdan rahatsız olmaya başladılar. Almanya’da kiliseye isyanlar başladı ve dinde reform hareketi gerçekleştirildi. Fransa’da güçlü bir monarşi vardı. Bu iktidar papanın kendi işlerine karışmasından rahatsızlık duyuyordu. Fransa’daki sosyal yapı Luthervari bir reform hareketine uygun değildi. Bunun için; Roma’dan kopmadan onun etkisi azaltılmaya çalışıldı. Gallikanizm bu amacın bir ürünüdür. Bu arada krallarla papalar arasında orta yolu bulmak amacıyla konkordato’lar imzalandı. Devrim öncesi dönemde yaşanan ekonomik sıkıntılar, yeni vergilerin habercisiydi. Kilise ve soylular vergilere yanaşmadı. Fatura, burjuvaziye kesilecek görünüyordu. Bunun üzerine burjuvazi, yanına köylü ve işçi sınıfını da alarak devrimin pimini çekti. Burjuvazi, devrim esnasında ve sonrasında kendine yakın din adamlarından özellikle istifade etti. Sonunda rakipleri olan soylular ve imtiyazlı din adamlarını diskalifiye etti. Kiliseyi millîleştirerek bundan sonra kendine rakip olmayacak hale getirdi. Din konusunda daha ileri gitmek istemiyordu. Fakat, devrimin kontrolünü halkçı ve jakobenlere kaptırdığında din kurumu ve kilise çok hırpalandı. Bu durum burjuvazinin çıkarlarına da uymuyordu. Bunun için bu hareketleri de diskalifiye etmesini bildi. Fransa’da devrim sonrası dinin durumu birçok faktöre göre belirlendi. Devrimin asıl amacı papa etkisi minimize edilmiş millî bir kilise kurmaktı. Bu dönemde din; devletin içine ve kontrolüne alınmak istendi. Fakat, bu o kadar kolay değildi. Yaşanan birçok sosyal süreçler neticesinde Fransız siyaseti çareyi, kilise ve devleti birbirinden ayırmada buldu. Bu durum genellikle laiklik olarak algılandı. Yani, laiklik devrimin amacı değil de bir sonucu olarak ortaya çıktı. Bu çalışmada Fransa’daki bu din serüveni; sosyal süreçler çerçevesinde ele alınmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Katolik Kilisesi, Din Adamları, Gallikanizm, Din ve Siyaset, Laiklik.

FRANSIZ DEVRİMİNE UZANAN YOLDA JEAN-JEQUES ROUSSEAU Hasan Aydın

FRANSIZ DEVRİMİNE UZANAN YOLDA JEAN-JEQUES ROUSSEAU Hasan Aydın

Bu makale, ünlü Fransız filozofu J. J. Rousseau’nun Fransız Devrimi’nin öncüleri üzerindeki etkisini ele almayı amaçlamaktadır. Bu nedenle makalenin geneli içerisindeki tartışma, Rousseau’nun tüm düşüncelerine odaklanmaktan çok, var olan uygarlığa yönelttiği eleştiriler ile uygarlığı yeniden yapılandırmak için sunduğu düşünceler üzerinde yoğunlaşmakta, özellikle eşitsizlik kavramına bakışını çözümlemeye çalışmaktadır. Anahtar Sözcükler: Fransız devrimi, J. J. Rousseau, uygarlık, eşitsizlik, toplumsal sözleşme

İHTİLÂLİN PEDAGOJİK ZEMİNİ ‘EMİLE’ VE J.J. ROUSSEAU’NUN OSMANLI AYDINLARINA ETKİLERİ Mustafa Gündüz

İHTİLÂLİN PEDAGOJİK ZEMİNİ ‘EMİLE’ VE J.J. ROUSSEAU’NUN OSMANLI AYDINLARINA ETKİLERİ Mustafa Gündüz

Fransız İhtilâli, dünya tarihine sosyal, siyasî, askerî, ekonomik ve pedagojik konularda önemli değişimler ve açılımlar getirmiştir. Bu hadisenin felsefî, sosyolojik ve eğitimsel temellerinin atılmasında J.J. Rousseau’nun büyük katkıları vardır. Rousseau özellikle telif ettiği Toplum Sözleşmesi ve Emile adlı eseri ile İhtilâl’in hazırlayıcıları arasında yer almıştır. Emile modern eğitim bilimine çok önemli açılımlar getiren ideolojik bir eğitim eseridir. Fransız İhtilâli çok geçmeden Osmanlı’da etkisini göstermiştir. Osmanlı başlangıçta bazı tedbirler aldıysa da akıbet değişmemiştir. Osmanlı aydınları arasında, İhtilâl’in mimarlarından en çok Rousseau tanınmış ve etkili olmuştur. Tanzimat aydınları onu tanımışlar, okumuşlar ve eserlerini tercümeye girişmişlerdir. Jön Türk ve erken Cumhuriyet aydınları da Rousseau’dan farklı açılardan etkilenmişlerdir. Özellikle Emile’in toplumsallık bakımından yanlış anlaşıldığı kanaati bu çalışmanın tezleri arasındadır. Anahtar Terimler: Fransız İhtilâli, J.J. Rousseau, Emile, Osmanlı Aydınları, Eğitim Bilimleri, Çocuk Gelişimi ve Eğitimi Tarihi.

BİR DE ADALET: JÖN TÜRKLER VE FRANSIZ DEVRİMİ François Georgeon

BİR DE ADALET: JÖN TÜRKLER VE FRANSIZ DEVRİMİ François Georgeon

1876 tarihli Kanun-i Esasî’nin yeniden uygulamaya konmasını sağlayan 24 Temmuz 1908 Jön Türk devriminden birkaç hafta sonra, Bingazi’deki İngiliz konsolosu Foreign Office’e gönderdiği gizli raporda, şehrin İstanbul’dan gelen haberi sakin karşıladığını yazıyordu.1 Rapor, Arap nüfusun habere ilgisiz kaldığını veya şüphe ile yaklaştığını, tedirgin yerel yetkililerin ise kutlama yapmadıklarını belirtiyordu. Bu durum şaşırtıcı değildir: Elie Kedourie’nin belirttiği gibi, Jön Türk devrimi, İmparatorluğun Arap eyaletlerinde genel olarak soğuk bir şekilde karşılanmış, ne coşkuya neden olmuş ne de başka yerlerde, özellikle İstanbul’da yaşandığı söylenen kardeşlik sahnelerine yol açmıştır. Aslında, yerel yetkililerin ve eşrafın mesafeli yaklaşımlarının üstesinden gelebilmek ve devrimi başarıya ulaştırmak için, İttihat ve Terakki Cemiyeti üyelerinin küçük çaplı yerel darbeler yapması gerekmiştir. Bununla beraber, İngiliz konsolosu 20 Ağustos 1908 tarihli raporunda, yeni rejim taraftarlarının örgütlenmeye başladıklarını da belirtmektedir…

Mdd Pdf görüntüle

İlginizi Çekebilir?

mdd-kucuk

15 Temmuz’un Işığında Türkiye