Takdim...
Muhafazakâr Düşünce'nin bu sayısında zor bir konuyu ele alıyoruz: Adalet. Sos-yal-siyasal teori odaklı dergiler arasında adalet sorununu özel sayı konusu yapmakla Muhafazakâr Düşünce galiba alanında bir ilki de başarmış oluyor. Adalet kelimenin tam anlamıyla evrensel bir toplumsal-siyasal ideal. Yani, adaletin evrenselliği hem zamana hem de mekâna ilişkin… Evrensel olduğu ölçüde de gerçekten zor bir konu adalet. Nitekim, kadim zamanlardan beri hukuk ve siyaset filozoflarınca tartışılmış olmasına rağmen, gerçekten de halâ gerek anlamı gerekse icapları üzerinde görüş birliği sağlanabilmiş değil. Günü-müz siyaset felsefesinde de adalet konusu çeşitli yönleriyle elbette tartışılmaya devam ediyor. Hatta John Rawls'un 1971'de yayımlanan meşhur kitabından sonra adalete ilişkin siyasal felsefe literatürü daha da zenginleşti denebilir. Hayek'in, B. Barry'nin, M. Walzer'ın ve en son D. Schmidtz'in eserleriyle… Bu evrensel boyutu itibariyle adalet konusu, siyasî-ideolojik yelpazenin ne-resinde olursak olalım, hepimizi ilgilendiriyor. Ama biz Muhafazakâr Düşünce olarak adalet sorununun daha özel bir yanıyla da ilgiliyiz.