Muhafazakar Düşünce ve Sanat

33-34-680x1024Tartışma önce “sanat’ın ne içindir” ile başladı. Sonra “sanatın ancak kendisi için var olacağı” söylemi ile “toplum yararına olacağı” söylemi arasında bir ayrışma oldu. En sonunda sanatın hiçbir disipline hizmet etmeyeceği ancak “Sanat, sanat içindir” ilkesinin yanlış olacağı konusunda bir anlayış gelişmeye başladı. Bazen ideolojik anlamda kullanıldı, bazen kendi haline bırakıldı. Ama sanat hiçbir zaman toplumun sosyal gerçeklerinden ve ideal değerlerinden bağımsız var olamadı. Kısaca Sanat bir duygunun, ifadenin, tasarımın ortaya konmasında ortaya çıkan üstün yaratıcılık olarak tarif edilmekle birlikte, bir kültürün anlayış ve beğeni ölçülerine uygun olarak yaratılması anlamını da ifade eder. Bir başka deyişle sanatı üreten sanatçı insanın ulaşabileceği en objektif gerçeği anlatır. Sanatçı toplumda herkesin göremeyeceğini görerek sanatı yaratır. Sanatçı bir kültür boşluğu içinde yetişmediğine göre, bir sanat eserini yaratabilmesi için büyük bir bilgi birikimine sahip olması gerekmektedir. Sanat

eseri olarak kabul edilecek eser Eliot’un deyimiyle ancak “geçmiş”in “hal” ile birleştiği yeni bir sentezde yerini aldığı ve yeni bir geleceğe doğru aktığı anlarda yaratılmaktadır. Yani sanat zannedildiğinin aksine yaşadığımız zamanda üretilen geçmişten bağımsız bir eylem değildir. Sanat geçmişle doğrudan bağlantılıdır ve bir sentezi ifade eder; evrensel olduğu kadar yereli de temsil eder. …

AYVERDİ EKOLÜNDE MUHAFAZAKÂRLIK, SANAT ve ESTETİK Zeyneb ÇAĞLIYAN İÇENER

AYVERDİ EKOLÜNDE MUHAFAZAKÂRLIK, SANAT ve ESTETİK Zeyneb ÇAĞLIYAN İÇENER

Bu makalede bir süredir devam eden “muhafazakâr sanat” tartışmasının belkemiğini oluşturduğu düşünülen muhafazakârlık-sanat ilişkisi Ekrem Hakkı Ayverdi ve Sâmiha Ayverdi’nin fikir ve görüşleri üzerinden incelenmektedir. Amaç tartışmayı muhafazakâr sanat olur/olmaz çerçevesinden çıkarıp belli bir düşünce geleneği içerisinde ele almak ve sentezci muhafazakâr anlayışın bahis konusu tartışma bağlamında günümüze bakan yönlerini ortaya çıkarmaktır. Ayverdi ekolünde muhafazakârlık ve sanat ilişkisi birbirleriyle adeta iç içe geçmiş medeniyet olgusu, tarih bilinci, mekân algısı, mazi ve gelenek kavramlarıyla analiz edilmektedir. Türkiye’de sanat ve estetik alanlardaki geri kalmışlığı, bir üslup, bir medeniyet kaybetmiş olma durumunu samimiyetle ve komplekse düşmeden itiraf eden Ayverdiler, mazi ile barışıp yeniden bağ kurarak ve geleneği yeni bir kalıba döküp bugünden geleceğe aktarılacak bir terkibe ulaşarak bu bunalımlı halden çıkılabileceğini muştuluyorlardı. Ayverdiler’de diriliş beklentisiyle umut aşılayan görüşleri incelemek, günümüzdeki tartışmanın hem arka planını oluşturmak hem de benzer bir iyimser tablo sunabilmek açısından önemlidir.
Anahtar Kelimeler: Ayverdi, Muhafazakârlık, Sanat, Estetik, Medeniyet, Gelenek, Tarih, Mimari.

MODERNİTEYE KARŞI MODERNİST MUHAFAZAKARLIK: T.S. ELİOT'IN SANAT ANLAYIŞI Mustafa Zeki ÇIRAKLI

MODERNİTEYE KARŞI MODERNİST MUHAFAZAKARLIK: T.S. ELİOT'IN SANAT ANLAYIŞI Mustafa Zeki ÇIRAKLI

Bu makale T.S. Eliot’ın sanat ve gelenek hakkındaki görüşlerini ele almaktadır. Moderniteye karşı geleneği önceleyen Eliot’ın modernizmi sanatsal modernizmdir, bunalım ve belirsizlikten mustarip insanlık durumunu yansıtmak için bir enstrüman olarak kullanılmıştır. Eliot modernizmi, modernite sempatisine değil, eserlerinde kullandığı ve açıkladığı sıradışı tekniklere işaret etmektedir. Ona göre sanat, parçalanmış modern bireye gelenekle bağını restore ederek birlik ve bütünlük duygusu kazandırabilir bunun yanı sıra yaşamına bir anlam katabilir. Çözülen Hıristiyan Batı uygarlığında seküler sanat bunu başaramaz, çünkü kökenleri evrenin merkezine insanı koymuş ve onu bir değer kaynağı yapmış olan hümanizmaya dayanmaktadır. Eliot’a göre, sanatın görevi Tanrı ve kutsalla ilişkinin mümkün olduğunu duyumsatmaktır. Bununla birlikte, Eliot’ın gelenekçiliği, dünün idealize edilmesi ve geçmiş özlemi değildir. Geleneğe bağlı olma, dinamizme ve canlılığa işaret eder ve Eliot’a göre, gerçek özgünlük ancak gelenek içinde kalarak ve onu sürdürerek, onu yeniden üreterek mümkün olabilir. Sanatçının öznel deneyimi ancak evrenseli de yansıtabildiği oranda değer kazanabilir.
Anahtar Kelimeler: Modernite, Modernizm, Sanat ve Edebiyat, Gelenek, Bireysel Yeti

SANAT BİLİNCİNİN DİLİ OLARAK ESTETİK Alim YILMAZ

SANAT BİLİNCİNİN DİLİ OLARAK ESTETİK Alim YILMAZ

Bu çalışmada sanat kavramı, sanat eseri ve estetik kavramıyla olan ilişkisi bakımından incelenmiş ve eleştiriye tabi tutulmuştur. Sanat felsefesinin kavramsal ifadesi olan estetik, düşünce tarihinin seyri bakımından incelenip temel teorik yaklaşımlarla açıklanmıştır. Sanatın mahiyeti ve taşıdığı değer, sanatı ontolojik boyutuyla ele alan yorumcu gelenek içinde çözüme kavuşturulmuştur. Anahtar Kelimeler: Sanat, Sanat Felsefesi, Estetik, Hermenötik.

SANAT, KARŞILIKLI BİLGİ ve ESTETİK YARGI Devrim ÖZKAN

SANAT, KARŞILIKLI BİLGİ ve ESTETİK YARGI Devrim ÖZKAN

İnsanlar tarih öncesi zamanlardan bugünlere, varoluş tarzlarını çeşitli biçimlerde belirli nesnelere yansıtmışlardır. Bu uzun süreçte insanoğlunun yaratma yeteneğinin yansıdığı nesneler bambaşka biçimlere bürünmüştür. Yine bu süreçte sanat eserlerinin toplumların kültürel gelişimlerine paralel olarak yeniden yapılandırılıyor olmaları, onların belirli bir toplumsal zeminde var olmalarından kaynaklanmaktadır. Bu sebepten dolayı, sanat tarihi bilimi ve sanat sosyolojisi gibi bilimler sanat eserini değerlendirirken, bulunduğu zaman ve mekânın şartlarını göz önüne almak zorundadır. Toplumsal kültür sanatçılar için önemli bir itici güçtür. Sanatçıların eserlerinde ait oldukları kültürü yüceltmeleri ya da yermeleri, onların bu kültürden beslenmekte oldukları gerçeğini açıkça ortaya koymaktadır. İnsanın sanatsal faaliyetlerinin gerçekleştirilebilirliği ‘ortak alan’ın varlığını gerektirmektedir. İnsanlar bu alanda bulunan diğer bireylerle eşgüdümlü eylemde bulundukları sürece dil, karşılıklı bilgi, sanat eserleri ve estetik değerler ortaya çıkabilmektedir.
Anahtar Kelimeler: Sanat, estetik yargı, karşılıklı bilgi, eşgüdümlü eylem, insani eşgüdümlü iletişim.

SANAT, YAŞAM ve MİKHAİL BAKHTİN ARASINDAKİ “BÜYÜK DİYALOG” Yılmaz YILDIRIM

SANAT, YAŞAM ve MİKHAİL BAKHTİN ARASINDAKİ “BÜYÜK DİYALOG” Yılmaz YILDIRIM

Mikhail Bakhtin, edebiyat teorisi yanı sıra insan bilimlerinin pek çok alanına katkı sunan önemli düşünürlerden biridir. Genel olarak bilim, yaşam ve sanat arasında kurduğu güçlü bağlantılar sayesinde, çağdaş düşüncede pek çok yaklaşıma esin kaynağı oluşturmaktadır. Var olmanın hakikatini diyalojik temele oturtan Bakhtin, diyalogu her türlü bilmenin önkoşulu sayar. Bakhtin’in kullanımındaki her kavram, bu diyalojik ilkenin koşullarını tanımlamak içindir. Diyalojik prensiplerle ele aldığı edebiyat, Bakhtin’e göre yaşam için bir yansıma ya da göstergebilimsel bir dil olmaktan daha fazlasıdır. Edebiyat ve genel olarak sanat, bilişsel ve etik faaliyetlerin tümünü kuşatır ve kapsar. Bu sayede yaşam, sanat, insan, hakikat gibi kavramları birbirinin içine doğru yayar ve bunları kişinin sorumluluğunda birleştirir. Anahtar Kelimeler: Bakhtin, Diyaloji, Sanat, Edebiyat, Yazar, Kahraman

PLASTİK SANATLAR ALANINDA BENLİK ve TOPLUMSAL CİNSİYET Hasan SANKIR

PLASTİK SANATLAR ALANINDA BENLİK ve TOPLUMSAL CİNSİYET Hasan SANKIR

Benlik kavramı, sosyal ortamda diğer insanlarla gerçekleştirdiğimiz etkileşimler sonucunda ortaya çıkan, bireyin kendisi ve özellikleri hakkında sahip olduğu genel fikirlerdir. Benlik tasarımı ise, bireyin kendisi ve sosyal çevresinden elde ettiği geribildirimlerden oluşan ve geçmiş deneyimleri, gelecekteki beklentilerini ya da sahip olduğu temel yetenekleri içeren ve de kişinin kendini anlamlandırmasını sağlayan algıların düzenlenmiş durumudur. Bu anlamda benlik ve benlik tasarımı içinde oluştuğu kültürel ortamın özelliklerini taşır. Sosyal ortamın içerdiği düzenlemelerden biri de toplumsal cinsiyet rolleridir ve benliğin ortaya konması sürecinde birey tarafından öğrenilir ve içselleştirilir. Böylece toplumsal cinsiyet rolleri, kadınlar ve erkeklerin benlik tasarımı oluşturma süreci içerisinde sosyal ortamın beklentilerine uygun davranışların ortaya çıkmasında etkilidir. Benlik tasarımı, toplumsal cinsiyet rolleri ve davranış arasında karşılıklı ve güçlü bir ilişki söz konusudur. Bu süreç plastik sanatlar alanı içinde geçerlidir. Toplumsal cinsiyet rolleri hem sanat tarihinin yazım sürecinde hem de kadın ve erkekler olarak sanatçıların kimliklerini var etme süreci üzerinde etkili olmuştur. Anahtar Kelimeler: Sosyal Benlik, Toplumsal Cinsiyet Rolleri, Sanat Tarihi, Plastik Sanatlar

SANATTA META-ANLATILARIN BİR YAPIBOZUMU OLARAK POSTMODERN MÜZİK İslam CAN

SANATTA META-ANLATILARIN BİR YAPIBOZUMU OLARAK POSTMODERN MÜZİK İslam CAN

Postmodernizm tartışmaları, sanattan edebiyata, mimariden gündelik yaşamımızı etkileyen sosyal sorunlara kadar birçok alana etki etmektedir. Modern dönemden farklı bir zaman dilimi içerisinde yaşadığımızı iddia eden postmodernizm, müzikoloji alanında da önemli soruşturmaların ve tartışmaların gerçekleştiği bir alan açmayı başarmıştır. Postmodern felsefenin öncü isimlerinden sayılan Derrida, Lyotard ve Baudrillard gibi felsefecilerin düşünceleri, müzikolojinin bu düşüncelerden etkilenmesini sağlamış ve sonuçta müzik alanında ciddi paradigma değişimlerine neden olmuştur. Derrida’nın yapıbozum, Baudrillard’ın simülasyon ve simülakr ve Lyotard’ın meta-anlatı, postmodern durum gibi kavramları, müzikte yeni bir anlayışın gelişmesine imkan tanıyarak postmodern müzik olarak nitelendirilebilecek yeni müzik kurgusuna yardımcı olmuştur. Bu çalışmada postmodernizm tartışmalarından hareketle, postmodernizm ve sanat arasındaki ilişkinin temel önermeleri ekseninde postmodernizm ve müzik arasındaki etkileşim incelenerek postmodern müziğin nitelikleri belirlenmeye çalışılacak ve ayrıca bu bağlamda bu yeni müzik türünün felsefi ve sosyolojik anlamda temellendirilmesi yapılacaktır. Anahtar Sözcükler Postmodern müzik, sanat, meta-anlatı, yapıbozum, postmodernizm

SAN’AT ve MEMÛRİYET Mustafa ADLÎ

SAN’AT ve MEMÛRİYET Mustafa ADLÎ

Halkımızın hemen ekserisine şiddetle müstevlî olub ve emrâz-ı ictimâiyyemizden bulunan bir mes’eleden evet, san’ata karşı olan adem-i rağbet ve memûriyete ise gösterilen fart-hahişden bir nebze bahsetmek isterim. San’atin derece-i ehemmiyet ve netâyic-i hasene-i fevka’l-adesini irâe ve ifhâm için İsviçre, İngiltere Almanya’nın ihtişâm ve debdebe-i hayatını tasavvur etmek kifâyet eder. Bugün İsviçre’nin o cibâl-i müselsile arasındaki muzîk memâlik insanı gaşy u huzûz içinde bırakan âhenk-i intizam ve terakkisi şüphesiz ki san’atindeki-insicâm-ı rakîkdir. İngilizler ihtiyâcât-ı hayâtiyelerini tehvîne medâr olacak vesâiti umk-ı arzda taharrî ederek tabiatın hazâin-i girân-bahâsını buldular ve kuvva-yı marûfeleri mukâbilinde istihsâl etdikleri desâtir sun’iyle gavr-ı arzda medfûn olan maâdini çıkardılar. Levâzım-ı hayâtiyelerini-âhirin huzûr-ı terahhumuna dest-i küşâ olmaksızın-tedârik etdiler. Ve şu faaliyet-i tavîlâne ve hazâin hayret averâne ile cümleye gıbta-res olacak bir sûretde izhâr etdikleri azîm kuvvâ-yı bahriyeleri ile cemiyet-i mevcûdiyye ve medeniyet-i hâzıraya hâkim olmaya çalışmakdan da geri kalmadılar. Almanya’nın Dilaviz medeniyeti ve terakkiyât-ı nâ-şinidesi ordusunun kuvvet ve azamet ve gururu şübhesiz ki san’ata karşı gösterdikleri sarf-ı say ve makderet ve ihrâz-ı metânet ve ciddiyet neticesidir…

Mdd Pdf görüntüle

İlginizi Çekebilir?

mdd51

51. Sayı – Dünya Siyasetinde Muhafazakârlık

Muhafazakâr Düşünce Dergisi bu sayısında, muhafazakâr ideolojinin çoklukla ihmal edilen bir boyutuna odaklanıyor: Dış politika. ...