MUHAFAZAKÂR DÜŞÜNCEYİ ETKİLEYEN DÜŞÜNÜRLER III

39-Muhafazakâr Düşünce’den Türkiye son on yıldır her alanda muazzam bir değişim içinde. Fakat bu değişim, bir vakitler olduğu gibi eskiyi yıkan, gelenekseli berhava eden, kadim değerleri bir kalemde silen bir yenilenme değil. Gecekondu tarzı bir değişim değil. Bu değişim kökü mazide olan sağlam ve esaslı bir değişim. Bu değişim, bu ülkenin vazgeçilmez sabitelerine bağlı bir yenilenme. Gelenekseli asrın idrakine uygun bir şekilde yeniden üreten, yeniden okuyan ve yeniden yorumlayan bir yenilenme. Muhafazakar Düşünce Dergisi olarak bu muazzam değişim hamlesinin kültür ayağında önemli bir misyon üstlendik. Esaslı katkı sağladık. Düşünce dünyamızı, unutulmuş değerleri gündeme getirmek suretiyle yeniden harekete geçirdik. Önemli telif eserler yayınladık; önemli tercümeler yaptık. İrfanımızın sabitelerini yeniden keşfettik. Pergelin sabit ayağı neyi işaret ediyorsa biz de onlara yöneldik. Onları yeniden okuduk, yeniden yorumladık ve kamuoyunun bilgisine sunduk. Bir vakitler halının altına süpürülen, görmezden gelinen, dudak bükülen değerlerimizi günyüzüne çıkardık. Gündeme getirdik. Şunu gördük ki, unutulmuş değerlerimize dönük gizli bir talep varmış. Bir susamışlık varmış. Siz değerli okurlarımızın yayınlarımıza olan ilgisi yaptığımız işin ne kadar önemli olduğunu gösterdi bizlere. Sizlerin bu talebi devam ettiği müddetçe daha nice on yıllara erişeceğimizden kuşkumuz yok. Son sayılarımızda kadim medeniyetimizin son yüzyıldaki işaret taşları olan düşünürlerimizi gün ışığına çıkarıyoruz. Bu sayımızla birlikte üç sayılık serimizi tamamlamış olacağız. Çok önemli bir işe aracılık ettiğimizi düşünüyoruz. Yeni  Türkiye inşa edilirken mutlaka yararlanılması gereken isimleri, esaslı düşünceleriyle birlikte yetkin yazarların katkılarıyla sunuyoruz. Öyle olduğu için de siz
değerli okurlarımızdan büyük beğeni görüyoruz. Dergilerimiz kısa zamanda tükeniyor. Sizler talep ettikçe bizler arzetmeye devam edeceğiz.Bu sayıda Ahmet Cevdet Paşa, Necip Fazıl Kısakürek, Erol Güngör, Ali Fuat Başgil, Cemil Meriç, Ahmet Hamdi Tanpınar, Peyami Safa, Mehmet Akif Ersoy gibi isimlerin Türkiye muhafazakârlığına etkilerini değerlendireceğiz.
Bedri Gencer’in ufuk açıcı çalışmasıyla ele aldığı Ahmet Cevdet Paşa Osmanlı’nın son dönemlerine damgasını vurmuş önemli devlet ve fikir adamlarındandır. Gencer’e göre Ahmed Cevdet’in çağdaş Türk muhafazakâr düşüncesi üzerindeki etkisi, epistemolojikten ziyade ontolojik faktörle açıklanabilir. Cevdet’in muhafazakârlığı, modernleşme sürecine karşı bir
İslâmî aktivizm ile kendini gösterir. Mecelle’yi hazırlayan komisyonun da başkanı olan Cevdet’in temsil ettiği muhafazakârlık, genel anlamda ütopyacılık ve devrimciliğe karşı bir tutumu simgeler. Mahmut Akın ‚geçtiğimiz asrın en önemli şairlerinden birisi olmasının yanında, Türkiye’de muhafazakâr siyasal kültürün önemli bir kanaat önderi‛
olarak tanımladığı Necip Fazıl’ı ‚Muhafazakâr Siyasal Kültürde Bir Sembol Olarak Necip Fazıl‛ başlıklı çalışmasıyla inceliyor. Muhafazakâr siyasal kültürde Necip Fazıl’ı önemli bir sembol haline getiren etkenlerin başında onun uzun yıllara dayanan mücadelesi gelmektedir. Düşüncesindeki karşıtlıkların mücadelesinde pratiğe dönüşmesinin ve özellikle de cesaretinin ‚Üstad Necip Fazıl‛ haline gelmesinde önemli bir yeri vardır. Pek çok insanın sessizliğe kaçtığı/kaçırıldığı bir ortamda O, cesaretiyle öne çıkmış, inandığı fikirlerden geri
adım atmamıştır. Necip Fazıl’ın siyasal kültüre önemli bir etkisi de milliyetçilik ile İslam arasında kurmaya çalıştığı bağdır. Her ne kadar Türkiye’de siyasal anlamda muhafazakârlık ve milliyetçilik arasında bir ayrışmanın varolduğu söylense bile Milliyetçilik, hâlâ Türkiye’de sağ siyasetin önemli unsurlarından birisidir ve muhafazakâr kesimde bir karşılığı vardır. Türkiye’nin modernleşmesi serüveni boyunca milliyetçilik; ırk, dil ya da kültür temelinde tanımlanmış ve siyasal alana bu çerçevede yansımıştır. Faruk Karaaslan ve İbrahim Nacak tarafından hazırlanan ‚Erol Güngör Düşüncesinde Muhafazakâr Temalar‛ çalışma düşünce dünyamızın önemli isimlerinden Erol Güngör’ü muhafazakârlık perspektifinden değerlendiriyor. Son dönem çalışmalarında milliyetçi bir çizgiden muhafazakâr bir çizgiye kayan Güngör’ün muhafazakâr duruşu toplumsal değişim karşısındaki tavrı özelinde değerlendirilebilir. Ancak Onun muhafazakâr düşünceye katkısı sadece değişim konusundaki görüşleri ile sınırlı değildir. Onun tarih şuuruna verdiği önem, kültür meselesini ele alışı, ideal aydın tipolojisi, dini değerleri merkeze alması ve milletin menfaatini temele alan sosyal bilim çabası muhafazakâr düşünceye katkıları olarak değerlendirilebilir…

AHMED CEVDET’İN ÇAĞDAŞ TÜRK MUHAFAZAKÂR DÜŞÜNCESİNE ETKİSİ Bedri GENCER

AHMED CEVDET’İN ÇAĞDAŞ TÜRK MUHAFAZAKÂR DÜŞÜNCESİNE ETKİSİ Bedri GENCER

Ahmed Cevdet’in çağdaş Türk muhafazakâr düşüncesi üzerindeki etkisi, epistemolojikten ziyade ontolojik faktörle açıklanabilir. Ulus-devletleri çağında onun rolünü sürdürme imkânı kalmadığı için takipçisi de olamamıştır. Ayrıca Cevdet’in çağdaş Türk muhafazakâr düşüncesi üzerindeki etkisi, ulus-devletinin redd-i miras psikolojisi tarafından kısıtlanmıştır. Yüzüncü yıldönümünde Tanzimat ile hesaplaşma arayışı, Cevdet’in yeniden keşfine vesile olmuş ve kültürel- filolojik muhafazakârlığa karşı politik-sosyolojik muhafazakârlığın temsilcisi olarak onun çağdaş Türk muhafazakâr düşüncesi üzerindeki etkisi ortaya çıkmıştır. Çağdaş Türk muhafazakâr düşüncesinin ölçülülük, süreklilik, meşrûiyetçilik, gerçekçilik, tikelcilik, pragmatizm ve eklektisizm gibi savunduğu temel ilkeler üzerinde Cevdet’in doğrudan ve dolaylı etkisi görülebilirdi. Anahtar Kelimeler: Ulus-devletleri, Türk düşüncesi, muhafazakârlık, ilkeler, Ahmed Cevdet

MUHAFAZAKÂR SİYASAL KÜLTÜRDE BİR SEMBOL OLARAK NECİP FAZIL KISAKÜREK

MUHAFAZAKÂR SİYASAL KÜLTÜRDE BİR SEMBOL OLARAK NECİP FAZIL KISAKÜREK

Necip Fazıl Kısakürek, geçtiğimiz asrın en önemli şairlerinden birisi olmasının yanında, Türkiye’de muhafazakâr siyasal kültürün önemli bir kanaat önderidir. Necip Fazıl, muhafazakâr siyasal kültürü oluşturan farklı görüşler tarafından bir sembol ve lider olarak görülmüştür. Onun Büyük Doğu Dergisindeki yazıları ile başlayan, milliyetçi ve muhafazakâr siyasal görüşe bağlı kuruluşlarda yaptığı konuşmalarla devam eden mücadelesi, muhafazakâr siyasal kültürün kendi ideolojisini üretmesi noktasında özellikle önemli bir rol oynamıştır. Bu yüzden Türkiye’de sağ siyasetin üç temel ayağını oluşturan İslamcılık, Muhafazakârlık ve Milliyetçilik için Necip Fazıl, mücadelesi ile “üstat” olmayı başarmıştır. Onun yazdıklarıyla ve konuşmalarıyla hücum ettiği ideolojiler ve siyasal aktörler, muhafazakâr kesim tarafından ötekileştirilmiştir. Genç kabul edilebilecek bir yaştan hayatının sonuna kadar sürdürdüğü mücadele, muhafazakâr siyasal kültür için bugün bile motive edici bir “toplumsal hafıza” rolünü yerine getirmektedir. Necip Fazıl, Türkiye’de farklı varyantları ile muhafazakâr siyasal kültürün önemli bir sembolü olmuştur; olmaya da devam etmektedir. Anahtar Kelimeler: Türkiye’de muhafazakârlık, Necip Fazıl Kısakürek, siyasal kültür.

EROL GÜNGÖR DÜŞÜNCESİNDE MUHAFAZAKÂR TEMALAR Faruk KARAARSLAN - İbrahim NACAK

EROL GÜNGÖR DÜŞÜNCESİNDE MUHAFAZAKÂR TEMALAR Faruk KARAARSLAN - İbrahim NACAK

Türkiye’de kendisini devrim karşıtlığı üzerinden inşa eden muhafazakârlık; halkın kültürel, milli ve dini değerlerinin nasıl dönüşeceğine dair takınılan tavırla görünürlük kazanmaktadır. Bu anlamda sağ düşünce geleneği sınırları içinde zikredilen muhafazakârlık, bu düşünce geleneğini şekillendiren ideolojilerle yoğun etkileşim halindedir. İslamcılık ve milliyetçilik bu anlamda muhafazakâr düşünceyi etkilemiştir. Erol Güngör’de hem İslami hem de milliyetçi duruşuyla her iki ideolojiden beslenmiş ve fikirlerini bu minvalde oluşturmuştur. Dolayısıyla muhafazakâr düşünce geleneği açısından da önemli bir isimdir. Erol Güngör’ün muhafazakâr düşünceye katkısı ancak belirli temalara odaklanarak ortaya çıkarılabilir. Bu çalışma, Erol Güngör’ün sıklıkla vurguladığı ve muhafazakâr düşünceye dâhil edebileceğimiz kavramlarla işlenecektir. Erol Güngör’ü muhafazakâr bir düşünür olarak nitelemesekte kavramları ele alışında muhafazakâr refleksleri, dolayısıyla muhafazakâr düşünceye katkısını görmek mümkündür. Anahtar Kavramlar: Muhafazakârlık, Değişim, Kültür, Millet, Milliyetçilik, Tarih Şuuru, Aydın, İslam.

LİBERAL MUHAFAZAKÂRLIK ve DÜŞÜNSEL TUTARLILIK EKSENİNDE FARKLI BİR TÜRKİYE ENTELEKTÜELİ : ALİ FUAT BAŞGİL Fahri YETİM

LİBERAL MUHAFAZAKÂRLIK ve DÜŞÜNSEL TUTARLILIK EKSENİNDE FARKLI BİR TÜRKİYE ENTELEKTÜELİ : ALİ FUAT BAŞGİL Fahri YETİM

Türk modernleşmesi, Osmanlı Devleti’nin 19 yüzyılda Batı karşısında geldiği yeni konum dolayısıyla aydın duyarlılığı ekseninde geliştirilen ‚yeni‛ fikirler manzumesinden oluşan düşünsel temelden hareketle ortaya çıkmıştır. Zaman içinde kendine özgü nitelikleri beliren bu hareket, imparatorluk dönemindeki sentez evresini tamamladıktan sonra Cumhuriyet’le birlikte yeni boyutlar kazanarak ana kaynağı olan Batı modeline yaslanmıştır. Kültürün tarihsel sürece etkisi şeklinde açıklanabilecek süreklilik olgusunun kendisini yeniden hissettirmesiyle bu modele çeşitli açılardan eleştiri ve itirazlar ortaya çıkmıştır. Modern Türk muhafazakâr düşüncesi bunlardan biridir. Adından da anlaşılacağı gibi ‚modernlik‛ içinden hareket eden Türk muhafazakârlığı değişimi reddetmemekle birlikte sınırlı/kontrollü bir yenileşme düşüncesini esas alır. Bu modele içerden yapılan eleştiriler ise Türk muhafazakârlığının liberal versiyonunu oluşturmuştur. Bu ekolün tipik örneklerinden biri de Ali Fuat Başgil’dir. Başgil, Cumhuriyet Devrimiyle yeni açılımlara yönelen Türk modernleşmesini tabii seyri içinde kültürel duyarlılık ve düşünsel tutarlılıkla değerlendirerek Türk toplumunun bu süreçte karşı karşıya kaldığı sorunlara sağlıklı çözüm önerileri sunmuştur. Anahtar Kelimeler: Türk muhafazakârlığı, Liberalizm, Modernleşme, Din, Laiklik.

TÜRKİYE’DE MUHAFAZAKÂR DÜŞÜNCENİN RUHU: CEMİL MERİÇ Hatice BIYIK - Mustafa ACAR

TÜRKİYE’DE MUHAFAZAKÂR DÜŞÜNCENİN RUHU: CEMİL MERİÇ Hatice BIYIK - Mustafa ACAR

Cemil Meriç, , Türk ilim ve irfan dünyasının en abidevi şahsiyetlerinden biridir. Hayatını Türk irfanına adayan bu fikir işçisi dimağımızda silinmez izler bıraktı. Mehmet Akif’le Tevfik Fikret’i, Cevdet Paşa ile Namık Kemal’i barıştırma fikrini biz ondan öğrendik; aynı doğrultuda Necip Fazıl’ı Nazım Hikmet’le, Barış Manço’yu Cem Karaca’yla barıştırarak Bu Ülkenin önünü açabileceğimiz fikrine öyle vardık. Bu ülkede neden çaplı düşünce adamı yetişmediğinin ipuçlarını onda bulduk. Bir dönem devlet büyüklerimizin köprüleri attığı, bize de aynısını tavsiye ettiği Osmanlı ile yeniden köprüler kurma gereğini onun eserlerini okurken daha iyi idrak ettik. Meriç’in muhafazakâr işlevlerinden en öne çıkanı yerlilik endişesini sembolize edişidir. Bu yerlilik arayışı yerli olmayanı reddetmekten ziyade yerli olanı keşfetmek arayışının göstergesidir. Bu çalışmada Türk düşünce hayatının önemli isimlerinden olan Cemil Meriç Türk Muhafazakârlığına etkisi açısından değerlendirilmektedir. Anahtar Kelimeler: Muhafazakârlık, Cemil Meriç, Bu Ülke, Yerlilik

MUHAFAZAKÂRLIKTAN MEDENİYET’E: CEMİL MERİÇ İbrahim KESKİN - Âdem PALABIYIK

MUHAFAZAKÂRLIKTAN MEDENİYET’E: CEMİL MERİÇ İbrahim KESKİN - Âdem PALABIYIK

Türk düşünce dünyasında önemli bir yer ve geleneğe sahip olan Cemil Meriç’in, gelenek ve modernite arasında bir bağ kurma çabasının yanında, muhafazakârlığa yakın yönüyle de ele alınması gerekmektedir. Meriç’in, geleneği korumanın yanında onu dönüştürme çabası, onu kendine has bir düşünür haline getirmiştir. Meriç’e göre gelenekçilerin Batı’ya karşı takındıkları reddiyeci tutumun yerine, Batı’dan kazanılanların ‚yerlileşmesi‛ yada ‚yerlileştirilmesi‛ daha faydalı bir yaklaşım olacaktır. Çünkü bu şekilde bizler, Batı’yı anlayacak, eleştirecek ve Batı’ya karşı fikir üretebilecek hale gelebiliriz. Meriç’in, geleneklerle alakalı olarak ‚yeniden canlandırılması‛ çabası ise onu diğer gelenekçilerden de ayırmaktadır. Muhafaza etmenin yanında, geleneklerin yeniden canlandırılması ve Batı’yı anlamak/anlamlandırmak için bir argüman olarak kullanılması daha gerçekçidir. Bu şekilde, düşünsel anlamda gerilemenin de önüne geçilecektir. Düşünsel anlamda gerilemenin önüne geçmek de geleneklerin hem korunmasına hem de ‚yabancıya‛ karşı mücadele verilmesinde önemli bir toplumsal aygıt olarak kullanılmada etkili olacaktır. Yabancıya karşı mücadelede Meriç’in için en önemli kavram ise medeniyettir. Doğu ve Batı medeniyeti arasında yaptığı ayrımlarla Meriç, bu farklılığı gözler önüne sermektedir. Bu makalede de kendisine has bir Türk Muhafazakâr olan Cemil Meriç’in, gelenekler ile alakalı olarak söylemleri ele alınacak ve geleneğin canlandırılması söylemleriyle birlikte medeniyet kavramı üzerine Meriç’in fikirleri tartışılacaktır. Anahtar Kelimeler:Cemil Meriç, Medeniyet, Muhafazakârlık, Gelenek, Doğu- Batı, İslam.

MUHAFAZAKÂRLIKLA MODERNLEŞMECİLİĞİN KAVŞAĞINDA TÜRKİYE: TANPINAR ve NARMANLI HAN Besim F. DELLALOĞLU

MUHAFAZAKÂRLIKLA MODERNLEŞMECİLİĞİN KAVŞAĞINDA TÜRKİYE: TANPINAR ve NARMANLI HAN Besim F. DELLALOĞLU

Türkiyede, modernlikten söz etmenin zorluğundan hareketle muhafazakarlıktan da söz etmenin de zor olduğu tartışılagelen bir konudur. Bu bağlamda Türkiye’nin en önemli sorunlarından biri meselelerini belli bir soğukkanlılıkla, derinlemesine, güncel gerilimlerden bağımsız bir biçimde tartışamamasıdır. Bu tartışmalarda önemli bir yere sahip olan Tanpınar, Türkiye modernleşmesinin trajedisini en iyi anlatan yazardır. Bu çalışmada kendilerini ‚muhafazakâr‛ olarak gören kesimlerin örneğin kentsel mekânla kurdukları ilişkinin neresi muhafazakârdır? sorusuna cevap aranacaktır Anahtar kelimler: muhafazakârlık, kentsel mekan, Narmanlı Han

TÜRK DÜŞÜNCESİNİN MUHAFAZAKÂR RUHU PEYAMİ SAFA: ROMAN KAHRAMANLARININ IŞIĞINDA BİR DEĞERLENDİRME Afra DAYI

TÜRK DÜŞÜNCESİNİN MUHAFAZAKÂR RUHU PEYAMİ SAFA: ROMAN KAHRAMANLARININ IŞIĞINDA BİR DEĞERLENDİRME Afra DAYI

Peyami Safa, hem romancılığıyla hem de Türk muhafazakârlığına katkısıyla önemli bir isimdir. Sayıları oldukça fazla olan gazete ve dergi yazılarından ziyade romanları sayesinde döneminin düşünce dünyasının en etkili isimlerinden birisi olmuştur. Okuyucu kitlesine gazete ve dergiler vasıtasıyla ulaşabiliyor olduğu halde fikirlerini romanlarıyla aktarmayı da önemsemiştir. Roman, ona göre ilk amacı güzellik olmasına rağmen insanların manevi ve ahlaki ihtiyaçlarına cevap vererek faydalı da olan bir edebi türdür. Ayrıca romancının tıpkı bilim adamı gibi fakat kanun koymadan tespitler yapabileceğini düşünür. Diğer Türk muhafazakârlarında olduğu gibi Safa’da da roman, toplumu yönlendirmede önemli bir araçtır. Derinlemesine bir incelemeye ihtiyaç duyulmadan romanlarıyla düşünce yazıları arasındaki örtüşme fark edilir. Romanları işledikleri temalardan ziyade karakterlerin psikolojilerinin çözümlenmesindeki ustalıkla ön plana çıkmıştır. Bu çalışmada da Peyami Safa’nın altı romanındaki dört temel karakterin incelenmesiyle romanlarıyla düşünce yazıları arasındaki örtüşme gösterilmeye çalışılmıştır. Eserlerin seçiminde yazarın hayatının farklı dönemlerinde yazılmış olmasına dikkat edilmiştir. Böylece Peyami Safa’nın fikir hayatındaki süreklilik de vurgulanmıştır. Anahtar Kelimeler: Peyami Safa, Peyami Safa’nın Romanları, Muhafazakârlık,

MODERNLEŞME ve MEHMET AKİF ERSOY İsmet EMRE

MODERNLEŞME ve MEHMET AKİF ERSOY İsmet EMRE

Avrupa dünyası, iç ve dış gelişmelerin etkisiyle dünya medeniyet ve kültürünün taşıyıcı motoru olmaya başladığı andan itibaren kendi dışındaki toplum ve medeniyetleri belli düzeyde bir aşağılama eğilimine girmiştir. Kendini ben olarak merkeze alıp başka medeniyetleri ötekileştirme yönündeki bu eğilim, 19. Yüzyıl boyunca politik bir biçim kazanmış; Batı tarafından bunun entelektüel alt yapısı da hazırlanmıştır. Mehmet Akif’in bir Doğu/İslam aydını olarak ortaya çıktığı süreç tam da bu dönemdir. Batı dünyası bir taraftan Doğu’ya bilim ve teknolojisini aktarırken, öteki taraftan da teknolojinin gerisindeki zihniyeti aktararak ciddi bir kültürel dönüşüm ve hegemonya yaratmaktadır. İslamcı bir aydın olarak Akif’in varlığı ve söylemi alinasyon, ötekileştirme ve aşağılık kompleksi yaratmaya yönelik her türden saldırıya karşı bir meydan okumadır. Söz konusu meydan okuma, 20. yüzyılın ortalarından itibaren Türkiye’den başlayıp başta öteki İslam coğrafyaları olmak üzere Batı-dışı pek çok kültür ve medeniyeti etkileyerek yeni sentezlerin oluşmasına zemin hazırlamıştır. Anahtar Kelimeler: Muhafazakârlık, Mehmet Akif

İSLAM MİMARİSİNİN DÜŞÜNSEL ARKA PLANINA DAİR BİR YAKLAŞIM DENEMESİ

İSLAM MİMARİSİNİN DÜŞÜNSEL ARKA PLANINA DAİR BİR YAKLAŞIM DENEMESİ

19.yy Sanayi Devrimi, üretimde çeşitli dönüşümlerin yaşanmasına neden olmuş, bu durum etkisini düşünce, bilim ve sanat alanında da göstermiştir. Felsefede daha çok materyalist eğilimler güçlenmiş, bilimde pozitivist paradigma önemli bir kıstas olmuş, mimaride tekniğin gücü ön plana çıkarılmaya çalışılmış, Sanayi Devrimi ve sonrasında ortaya çıkan yeni malzemeler mimari uygulamalarda tercih edilmeye başlanmıştır. Bu dönemde sosyoloji, arkeoloji, sanat tarihi gibi (modern anlamda) yeni disiplinler ortaya çıkmıştır. Tarih yazımı ve sanat tarihi yazımı Marksist düşüncedeki doğrusal tarih anlayışından etkilenmiş bu düşünceye paralel bir tarih anlayışı içerisinde sanat eserleri incelenmiştir. Ancak sanat tarihi anlayışı içerisinde İslam Dünyası’nda ortaya çıkmış sanat eserleri ya inceleme konusu yapılmamış ya da oryantalistlerin bakış açıları çerçevesinde ilkel, muğlak, bilinmeyen, esrarengiz olarak yaklaşılmıştır. 20. yüzyılda yaşanan savaşlar, ekonomik krizler Aydınlanma ve Modernlik düşünün sorgulanmasına neden olmuştur. Ayrıca Freud’un insanın bilinçaltına yönelik yaptığı incelemeler Aydınlanma öznesinin kendi zihniyle olan dolayımsız ilişkisinin sorgulanmasına neden olmuş ve özne egemenliğinde nesnenin incelendiği anlayış yerine öznenin de incelenmesini temel alan yeni düşünsel disiplinler (Fenomenoloji, Varoluşçuluk v.b.) ortaya çıkmıştır. Sanat tarihinde de bu bağlamda, nesneleri inceleyen eğilimlerin yanında öznenin yani sanatçının düşünsel dünyasını, psikolojisini incelemeye alan eğilimler ortaya çıkmıştır. Ayrıca İslam Sanatı’na ait eserlerin daha çok incelenmesi ile birlikte önce ‚İslam Sanat‛ı kavramı daha sonra ayrı bölge ve üsluplara dayalı ‚İslam Sanatları‛ gibi kavramlar bilimsel ortamda kabul edilmiştir. Makalemizde İslam Sanatı kavramına yönelik çeşitli bakış açıları ve İslam Sanat ve Mimarlığına dair tarih içerisinde yazılmış metinler ve İslam düşüncesinde mimariye yönelik kavramların gelişimi incelenecektir. Anahtar Sözcükler: İslam Sanatı,

MUHÂFAZAKÂRLIKTAN MAKSAT NEDİR? Yay. Haz.: Âdem EFE

MUHÂFAZAKÂRLIKTAN MAKSAT NEDİR? Yay. Haz.: Âdem EFE

Gelibolu Meb’ûsu Celâl Nûrî bey “İnkılâb ve Cezrîlik” unvânıyla Ankara’da İleri’ye gönderdiği bir makalede muhâfazakârlık ve liberallikden bahsediyor. “Deli Petro’nun eski Rusya’nın hakîkî ihtiyâcını teşhîs etdiği vakit, mazi ile münâsebeti olan her müesseseyi yıkdığını, Moskova Patrikhanesini ilgâ eylediğini, yeni tarzda bir âile muâşereti ihdâs ve buna karşı gelenler tecrîm bile olunduğunu; sakallıların sakalını tıraş etmek yâhûd salb olunmakla tahyîr olunduklarını” beyân etdikden; bunu tavsiye değil, çarın azmini göstermek, efkârını kabûl etdirmek için fikr-i muhâfazaya aman vermediğini

TÜRK MUHAFAZAKÂRLIĞI: “ÇOK PARTİLİ SİYASAL HAYATTAN 12 EYLÜL”E KİTABI ÜZERİNE Abdulkadir ÇETİN

TÜRK MUHAFAZAKÂRLIĞI: “ÇOK PARTİLİ SİYASAL HAYATTAN 12 EYLÜL”E KİTABI ÜZERİNE Abdulkadir ÇETİN

Muhafazakârlık, Türkiye’de yaklaşık 10 senedir Türk siyasi hayatını anlamak adına en fazla atıf yapılan bir düşünce geleneği haline geldi. Tüm bu yoğunluğa rağmen muhafazakârlığın Türkiye’de tam bir çerçevesi çizil-e-medi. Bunun temel nedenlerinden birisi, ideolojileri fikirler üzerinden değil, siyasi partiler üzerinden anlamaya çalışmak üzerine miras alınmış yatkınlık. Bir diğer deyişle fikir tarihi ya da düşünce hayatı üzerine çalışmalara çok itibar edilmemesidir. Her ne kadar düşünce hayatı üzerine çalışmalar eksik olsalar da, siyasete yön gösteren

Mdd Pdf görüntüle

İlginizi Çekebilir?

50. Sayımız

13. Yıl, 50. Sayı • Ekolojİk Düşünce

Muhafazakâr Düşünce’den Modernitenin hüküm sürdüğü çağlarda insanların karşı karşıya olduğu siyasal ve toplumsal sorunların giderek ...