SON SAYIDAN

52., 53. ve 54. Sayılar Makale Çağrısı

VEFATININ 50. YILINDA MÜTEFEKKİR ALİ FUAD BAŞGİL
52. SAYI MAKALE ÇAĞRISI

Fikirleri, eserleri ve siyaset tecrübesi açısından Türk siyasal hayatında önemli yeri olan Ali Fuat Başgil hukukçu, devlet adamı, siyasetçi, sivil toplumcu kimliği ile nev-i şahsına münhasır bir portredir. Türk muhafazakârlığını liberalizmle buluşturan fikriyatı, hem Doğu ve Batılı kaynaklara olan vukufiyeti ile zenginleşmiş bilim adamı kimliği, hem de siyasal aktivizmi onu incelemeye değer kılan temel özelliklerindendir. Tartışmalı 1961 cumhurbaşkanlığı seçimlerinde adaylığını silah zoru ile geri çekmeye zorlanması, Cumhuriyet tarihindeki İlk liberal cemiyetin başkanı olması ve Yüksek İslam Enstitülerinin kuruluşunu teklif eden kişi olması gibi farklı özelliklere sahip olarak birçok kimliğe sahiptir.

Başgil’in kendisini “memleketçi, milliyetçi, maneviyatçı ve terakkici-muhafazakâr” olarak tanımlamakla birlikte hayatının çeşitli evrelerinde farklı siyasal duruşlar sergilediği görülmektedir. Liberal muhafazakârlığın kurucu isimlerinden olan Ali Fuat Başgil’in düşünce dünyası ayrıca Osmanlıdan Cumhuriyete geçişi bir mütefekkirin zihinsel dönüşümünü, tek partili hayattan çok partili hayata geçişin ve sonrasında yaşanan gelişmelerin izdüşümünü yansıtmaktadır.

Muhafazakâr Düşünce Dergisi olarak, vefatının 50. yılında onu anmak ve fikirlerini tartışmaya açmak amacıyla, aşağıdaki başlıklar başta olmak üzere Ali Fuat Başgil’ in düşünceleri, hayatı ve eserlerine yönelik çalışmalarınızı bekliyoruz.

Konu Başlıkları
• Ali Fuat Başgil’ in Türk Muhafazakârlığındaki Yeri
• Bir Siyasetçi Olarak Ali Fuat Başgil
• Bir Hukukçu Olarak Ali Fuat Başgil
• Ali Fuat Başgil’ in Hayatının Farklı Dönemlerinde Yaşadığı Fikirsel Dönüşümler
• Ali Fuat Başgil’ e Göre Din Ve Laiklik
• Ali Fuat Başgil’ in Cumhurbaşkanlığı Adaylığı

Notlar: Yazı gönderimi için son tarih 30 Eylül 2017’dir
————————–

YÜKSELEN AŞIRI SAĞ VE YABANCI DÜŞMANLIĞI
53. SAYI MAKALE ÇAĞRISI ( OCAK – NİSAN 2018)

Soğuk Savaşın sona erip küreselleşme dalgasının dünyanın her yanına ulaştığı ilk dönemlerde insanlığın geleceği adına iyimser beklentiler hâkimdi. Kültürler ve medeniyetler arası etkileşimin artmasıyla birlikte insanların ve toplumların birbirlerine daha çok yaklaşacakları ve aralarındaki sorunları çözecekleri umut ediliyordu. Ancak aradan geçen yıllar bunun tam da böyle olmayacağını gösterdi.

Devletlerin çıkarlarını dış politikada maksimize etme çabaları ve ahlaki kuralları hiçe saymaları insanlığı büyük felaketlere götürme potansiyeli taşıyor. Muhafazakârlığın iç ve dış politikada ahlaki vurgusu, aşırı milliyetçi/ırkçı, ‘İslamofobi’ politikalarının gölgesinde kalıyor. Yabancı karşıtlığını temel alan siyasal hareketler marjinal olmaktan çıkıyor ve parlamentolarda gittikçe artan bir şekilde temsil imkânı buluyor. İkinci Dünya Savaşında en hazin örneklerini gördüğümüz tarihsel tecrübenin dahi bu eğilimi önleyemediği görülüyor.

Muhafazakâr Düşünce dergisi olarak önümüzdeki sayıda birlikte yaşama imkanını giderek zora sokan aşırı sağ ve İslamofobik yaklaşımlara odaklanmayı planlıyoruz. Bu kapsamda, aşağıdaki temalar çerçevesinde hazırlanacak makalelerinizi bekliyoruz.

• Aşırı sağ siyasetin tarihsel kökenleri
• Aşırı sağ ve popülist siyasetin politik ekonomisi
• Birlikte yaşama kültürünün geliştirilmesinde sivil toplumun rolü
• Birlikte yaşama kültürünün geliştirilmesinde siyasetin rolü ve sorumlulukları
• Bir nefret suçu olarak İslamofobi
• Bir endüstri olarak İslamofobi
• Dünya tarihinde farklılıklara rağmen birlikte yaşama örnekleri

Notlar
• Yazı çağrısından hareketle yukarıda belirtilen başlıkların haricinde de çalışmalar kabul edilecektir.
• Makalelerinizi 31 Aralık 2017’ye kadar muhafazakardd@gmail.com veya slmnkesgin@gmail.com adresinde gönderebilirsiniz.
———————————

TÜRK-İSLAM DÜŞÜNCESİNİN DOĞASI
54. SAYI MAKALE ÇAĞRISI (MAYIS – AĞUSTOS 2018)

Varoluşsal sorunlardan siyasî meselelere kadar uzanan geniş bir yelpaze içinde kendine özgün ve zengin bir içeriği olan Türk İslam Düşüncesi, etkilediği coğrafyalarda siyasal yapılar ve buralarda yaşayan toplumlar üzerinde yüzyıllar boyunca entelektüel gündemi belirledi. Bu düşünce dünyası aynı zamanda farklı kültürlerle etkileşim içinde olan dinamik bir zemine sahip oldu.

Türk İslam Düşüncesini modern döneme taşıyan Osmanlı döneminde de düşünce tarihi siyasetnameler, layihalar, tercüme ve telif eserlerle zengin bir birikime sahipti. Bu eserlerde insanın, devletin, toplumun, dinin, kâinatın mahiyetine dair konular ele alındı. Osmanlı Devleti’nin yaşadığı siyasal dönüşümlere yön veren aynı zamanda bu dönüşümlerden etkilenen bu düşünce dünyası klasik dönemde İslam düşünce geleneğini devam ettirirken özellikle Tanzimat gibi süreçleri takiben Avrupa’daki siyasal, ekonomik, fikrî alandaki gelişmelere paralel olarak Batı’ya kayıtsız kalamayan bir duruma evrildi.

Kınalızade, İbni Haldun, Ahmet Cevdet Paşa, Katip Çelebi, Namık Kemal ve birçok ismin farklı renklerini oluşturduğu bu düşünce dünyasının mahiyetini incelemek içinde bulunduğumuz zamanı, kültürel ve siyasal şartları anlamak ve anlamlandırabilmek için de oldukça önemlidir.

Muhafazakâr Düşünce Dergisi bu sayısında Türk İslam Düşüncesinin doğasına odaklanıyor. Bu bağlamda aşağıdaki konulara dair çalışmalarınızı bekliyoruz.

• Türk-İslam Düşüncesi kavramsallaştırmasının mahiyeti
• Türk İslam Düşüncesinde öne çıkan kavramlar
• Osmanlıda XVII. ve sonrasında düşünce hayatına dair gelişmeler
• Selçuklu ile Osmanlı’nın düşünce gelenekleri arasındaki süreklilikler ve farklar
• Selçuklu ve Osmanlı imgesi ile realitesi arasındaki farklar
• Tanzimat dönemi düşünce hareketleri
• Tanzimat dönemi tartışma konuları
• Türk- İslam Düşüncesinin 21. Yüzyıldaki durumu
Notlar
• Yazı çağrısından hareketle yukarıda belirtilen başlıkların haricinde de çalışmalar kabul edilecektir.
• Makalelerinizi 31 Mart 2018’e kadar muhafazakardd@gmail.com veya slmnkesgin@gmail.com adresinde gönderebilirsiniz

Recent Posts

Eylül, 2015

  • 5 Eylül

    Muhafazakâr Bireycilik Üstüne

    MUHAFAZAKÂR BİREYCİLİK ÜSTÜNE Shirley Robin LETWİN Tercüme: Zehra ULUCAK Bireycilik, muhafazakârlar için can sıkıcı bir konudur. Bir yandan, birey­ciler, mahremiyet, kendi kendine yetme, kişisel bağımsızlık gibi, muha­fa­zakârların ilgilenmeleri gereken birçok şeyi savunur gibi görünürler. Bi­reyciler, Burke’ün Fransa’daki kral katillerini sorumlu tutması ve bazı muhafazakârların da en azından sosyalist hükümetin yaptıklarını ...

    Devamı »
  • 5 Eylül

    Muhafazakârlığın 10 Prensibi

    MUHAFAZAKÂRLIĞIN ON PRENSİBİ* Russell Kirk Çeviri: Okan Aslan Ne bir din; ne de bir ideoloji olan, muhafazakârlık adıyla adlandırdığımız dü­şünce biçiminin, bizlere dogmalar sunan bir Kutsal Kitabı ve Das Kapitali yoktur. Muhafazakârların nelere inandığını tespit etmek bir dereceye kadar mümkündür; muhafazakâr inanış biçiminin ilk prensipleri, önde gelen muha­fazakâr yazarların ve ...

    Devamı »
  • 5 Eylül

    Muhafazakâr Olmak Üzerine

    Michael Oakeshott Çeviri: İsmail Seyrek** Muhafazakâr olarak bilinen tavırdan genel açıklayıcı prensiplerin çı­karılmasının imkânsız olduğu (veya eğer imkânsız değilse, o zaman bu­na kalkışmanın faydalı olmayacak şekilde ümitsizliği) yönündeki genel inanç, benim paylaştığım bir inanç değildir. Genel düşünce üslûbu için­de muhafazakâr davranışın isteyerek açıklama uyandırmaması ve sonuç olarak bu türden açıklamayı ...

    Devamı »
  • 5 Eylül

    Muhafazakârlık Nedir ?

    MUHAFAZAKARLIK NEDİR ? Muhafazakarlık nedir ? Bekir Berat Özipek Muhafazakarlık gündelik hayatta sıkça kullanılan bir kavramdır. İnsanlar bazen kendilerinin veya başkasının dünya görüşünü belirtmek,bazen bir tutumu övmek veya yermek, bazen iktidarı bazen de muhalefeti tanımlamak için bu kavrama başvururlar. Bu yüzden, sıkça kullanılan bütün kavramlar gibi muhafazakarlık da, bazen gerçek ...

    Devamı »