Modernliğin gözde kavramlarından medeniyet, Avrupalı sekülerleşme
sürecinin sonunda dinin yerini alan makro bir sistem olarak doğdu ve
kültürel etkileşim ve değişim yoluyla Batılı dünya tarafından Batı-dışı
dünyaya hâkim norm olarak kabul ettirildi. Tüm Batı-dışı dünya gibi
Türkiye'nin yaklaşık 150 yıllık bir geçmişe sahip olan bu kavramla
hesaplaşması devam ediyor. Soğuk Savaş-sonrası dünyada yükselen
kültürel kimliklerin aşınan ideolojik kimliklerin yerini almaya
başlaması, Batı-dışı aydınların medeniyet ile hesaplaşması sürecine de
yeni bir ivme kazandırdı. Tek başına, mutlak olarak kullanıldığında
aslında Batı-renkli evrensel hâkim bir sistemi çağrıştıran medeniyet,
farklı kültürel topluluklar tarafından ne derece özümsenebilir?
Elinizde tuttuğunuz sayı da bu hesaplaşma sürecinin bir parçası. Son
zamanlarda çeşitli dergiler tarafından bu kavramı konu alan birçok özel
sayı yapıldı ve yapılmaya devam ediyor. "Demokrasi" kabilinden Batılı
modernliğin tüm künhüne varılmaz kavramları gibi bu da uzunca bir süre
daha Doğulu aydınların zihinlerini meşgul edecek görünüyor. Bu sayı da
öncekiler gibi alanı kuşatmaktan ziyade bu konudaki entelektüel
girişimin ulaştığı seviyeyi yansıtmaya yönelik makalelerden oluşuyor.
Sayıda yer alan makaleleri başlıca üç başlık altında topladık. "Teorik
Perspektifler" bölümünün "Hıristiyanlaştırmadan Medenileştirmeye Batılı
Kozmopolita-nizmin Dönüşümü" başlıklı birinci makalesinde Bedri Gencer,
Batı'da Rönesans ile başlayan sekülerleşme sürecinde Hıristiyanlığın
sürüncemeli krizinden dolayı kimlik kaynağı olarak din, medeniyete
dönüştürüldükten sonra medeniyetsel ötekileştirmenin disiplini olarak
oryantalizm sayesinde geleneksel "hak/batıl dinler" ayırımının
"Batı/Doğu medeniyetleri" ayırımına çevrildiğini ve Fransız
Devrimi'nden sonra da medenileştirme misyonunun geleneksel
Hıristiyanlaştırma misyonun yerini aldığını tespit ediyor.
Bu bölümde
yer alan "Açık Medeniyet ve Sosyal İçerme" başlıklı makalesinde Recep
Şentürk, Soğuk Savaş sonrası dünyada çatışma riskini bertaraf için
"açık/kapalı medeniyetler" ayırımına dayalı bir perspektif
geliştiriyor. Ona göre "kapalı medeniyet", kendisinden başka
medeniyetlere karşı sosyal dışlama siyaseti güden, İslam'ın en çarpıcı
tarihî örneğini oluşturduğu "açık medeniyet" ise başka medeniyetlere
karşı ayırım yapmaksızın sosyal içerme yaklaşımını benimseyen
medeniyettir. Bu bölümün "İktisat ve Medeniyet" başlıklı üçüncü
makalesi, Leslie Armour'dan tercüme.
"Tarihî Perspektifler" başlıklı ikinci bölümün ilk makalesinde Bedri
Mermutlu, Şinasi örneğinde bir Osmanlı aydınının Batı medeniyetini
nasıl kendisine mal etmeye çalıştığını inceliyor. Geleneksel kültürün
yeni medeniyet karşısındaki varlık hakkı kritik meselesinin gündeme
geldiği Tanzimat döneminde radikal bir Batı medeniyetçisi olarak çıkan
Şinasi'nin fikriyatı, aynı zamanda "oryantalizm-oksidentalizm"
tartışmalarına tarihî bir ışık tutmakta. Bu bölümde yer alan
makalesinde Adem Efe, bugün unutulmaya yüz tutan önemli bir son Osmanlı
aydını Eşref Edib Fergan'ın "Türkiye-Avrupa" başlıklı makalesinde
Batı-özentisi aydınların "din, mâni'-i terakkidir" tezlerinin
çürüklüğünü göstermeye çalıştığını aktarıyor. Mahmut Şenol, "Mavi Gezi
Teknelerinden Anadolu Kıyılarına Bakmak" başlıklı makalesinde,
Anadolu'nun özellikle Ege ve Akdeniz'e kıyı şeridi olan bölgelerinde
yaşamış kadim medeniyetlere dayalı bir tür kültürel yurttaş ulusçuluğu
peşinde olan Mavi Anadoluculuk akımının, erken Cumhuriyet döneminde
"Türk medeniyet tartışmaları" bakımından önemini ele alıyor.
"Eleştirel Perspektifler" başlıklı son bölümün, "Türkiye'de Medeniyet
ve Modernleşme" başlıklı birinci makalesinde Yılmaz Çolak, Batı'da
gelişen medeniyet anlayışları bakımından Osmanlı-Türk modernleşmesi ile
medeniyet kavramı arasındaki ilişkiyi inceliyor. Ona göre Osmanlı'nın
son döneminden itibaren Türk entelektüel söyleminde yarışan evrensel
tek medeniyet ile çatışan medeniyetler anlayışları arasındaki gerilim,
Türk modernleşmesinin belirleyici unsurlarından olmuştur. "Medeniyet
Tutulmasından Mahalle Baskısına: Global Köylülük" adlı makalesinde
Halis Çetin, teknik medeniyetin ilerlemesi anlamında globalleşen
dünyamızın, etik medeniyet bakımından köylüleştiği tespitini
yapmaktadır.
"Medeniyetler Arası Çatışma Tezlerinin Analizi
-Medeniyetler İttifakı ve Türkiye'nin Katkısı-" başlıklı makalesinde
ise Mevlüt Uyanık, Medeniyetler İttifakı Ulusal Planı çerçevesinde
Doğu/Batı algılamaları ve bunların siyasî-kültürel sonuçları olarak
sunulan "Medeniyetler Çatışması ve Tarihin Sonu" tezlerini tartışıyor.
Son olarak Değerlendirme bölümünde ise Türk sosyal bilimcilerinin
duayeni Şerif Mardin'in Bedri Gencer'in Türkiye'de yankılar yaratan
İslam'da Modernleşme, 1839-1939 adlı eserine yazdığı esaslı sunuş yer
alıyor. Mardin'in sayı konumuz açısından önemli tespitlerinden biri şu:
"İslam dünyasının modernleşmesi, temelde Batı'nın kültürel etkisinden
kaynaklandığı için akültürasyon kaynağı Batıdaki dönüşüm kavranmaksızın
Doğu dünyasının zorlandığı modernleşmenin de kavranamayacağı tabiidir.
Bu yüzden Gencer, önce bizzat Batı'nın yaşadığı modernleşme
tecrübesinin mukadderatını tespit ediyor. Onun tespitine göre
"sekülerleşme" de denen Batılı modernleşme, bir "evrensel adil düzen"
kurma fikrinden kaynaklanıyor. O, Batılı modernleşmenin arkasında yatan
bu "kozmopolis ve teodisi" münasebetini keşfetmek suretiyle
modernleşmelerin etkileşimini bir medeniyetler karşılaşması olarak ele
alıyor."
Bu sayımızda birbirinden değerli yazılarla medeniyet konusunda yeni
perspektifler ortaya koyduğumuza inanıyoruz. "Şehir Hayatı"nı
işleyeceğimiz gelecek sayımızda buluşmak üzere hoşça kalın…